Hayatın Dalgası

Gece yarısı, pencerenin önündeki nergisin dışarıyı izlediğini fark etmiştim. Sırtını bana dönmüştü ve pencerenin camına yapışmış bir halde dışarıda olup bitenleri izliyordu. Hemen yanındaki pembe gül de ona eşlik ediyor, yapraklarının arasından başını eğmiş nergisten daha da meraklı bakınıyordu. Şaşırmıştım. Hareketlerine anlam veremediğim bu iki çiçek, birden kendi aralarında bir şeyler konuşmaya ve ara sıra birbirlerine dışarıyı göstermeye başlamışlardı. Gözlerime inanamıyordum, her şey bir anda olmaya başlamıştı. Heyecanlandım. İlk olarak bunun bir rüya olduğunu düşündüm ama yanılıyordum, bu bir rüya olamazdı!

Gerçekti! Düpedüz çiçekler konuşuyordu işte. Üstelik benden de haberleri yoktu.

Soluklandım…

Sessizce, çıt bile çıkarmadan yerimden kalktım ve sonra ağır adımlarla sinsice yanlarına doğru sokulmaya karar verdim. Ama diğer yandan da pembe gülün beni fark etmiş olabileceğini düşünüyordum. Çünkü nedendir bilmem gül başını kaldırmış ve anlamsız bir şekilde gülmeye başlamıştı.

Açıkçası bu sıra dışı olay beni daha da heyecanlandırıyordu, merakım katbekat arttı. Ne oluyordu böyle?

Tuhaf bir şekilde gül çıkardığı seslerle gülmeye devam ederken birden nergis de dışarıyı göstermiş ve o da ansızın kahkahaya tutulmuştu.

Acaba dışarıda ne vardı? Bu iki tatlı çiçeği çılgınlar gibi güldüren neydi?

Artan meraklarımla birlikte ağır adımlarla yanlarına iyice sokuldum. Beni fark etmesinler diye nefes dahi alıp vermiyordum. Onlar ise gülmekten iyice kendilerinden geçmiş, karınlarına ağrı girmişti. Yorgunluktan çukurlaşmış gözlerimi iyice açarak ben de dışarıyı izlemeye niyetlendim.

“Aman Allah’ım! Gözlerime inanamıyorum! Bu nasıl olabilir? Olamaz, böyle bir şey mümkün olamaz!”

Hayretimle birlikte duvarlar arasında yankılanan kahkahayı ben de çoktan patlatmıştım.

Nergis ve pembe gül neye uğradıklarını şaşırdılar ve ürpertiyle bana döndüler. İkisinin de gözleri fal taşı gibi açıktı. Suçüstü yakalanmış bir ifadeyle bakıyorlardı bana. Buruşuktu kaşları. Korku içinde kalakalmışlardı.

Bense kahkahası yarım kalmış bir edayla, ağzım açık onlara bakıyordum. Daha doğrusu üçümüz de göz gözeydik. Anlamsız bakışlar ve ürkek sessizlik…

Sonra daha fazla dayanamadım. Çekimser bir tonla “Şey!..” diyebildim.

Ama daha cümlemi dahi tamamlamadan nergis ve gül vazodaki eski hallerini çoktan almışlardı. Sanki az öncesine kadar gülen, dışarıdaki çılgın yaratığı seyreden onlar değildi. Ne yapmıştım ben. Sesli kahkaha atmanın hiç de sırası mıydı şimdi.

“Of!”

Dudaklarımı büzüştürüp başımı eğdim. Fakat çok geçmeden gözüm yine dışarıdaki çılgın yaratığa kaydı. “Ahahah!” Gülmemek elde değildi.

“Bakın, bakın! Siz de bakın!” diye nergis ve güle de dışarıyı gösterdim.

Kendilerini daha fazla tutamamış onlar da kahkahaya kaldıkları yerden devam etmişlerdi.

Yanlarına eğildim ve pencerenin camına iyice yapıştım. Dakikalar geçmişti. Üçümüz de dışarıdaki çılgın yaratığı seyrediyor, gülmekten kendimizi alamıyorduk.

Gülmekten sarhoş olduğumu dahi düşünmeye başlamıştım. Ama ansızın tüylerim kabardı, sebebini bilmediğim bir nedenden ötürü kanadım tutuşmaya başlamıştı. Telaşa kapılmış, gürültülü bir ciyaklama çıkmıştı ağzımdan. Korkudan bir o pencereye bir diğerine çarpıyordum. Ama bir türlü yanan ateşi söndüremiyordum. Bu durum belki birkaç dakika daha sürseydi komple yanıp kül olabilirdim.

Nefes nefeseydim…

 Neyse ki sahibim gelmişti. Kanatlarım iyice yanmadan beni avuçlarına alarak ateşi söndürdü.

“Her zamanki gibi sakarsın, küçük şey.” dedi yüzündeki gülümsemeyle. Daha sonra ince dudaklarıyla beni öptü ve duvarda asılı olan küçük kafese koydu. Ardından bir göz kırparak odadan çıktı gitti.

Biraz sessizliğin ardından gül ve nergis bana dönüp tekrardan kahkaha atmaya başlamışlardı. Ama bu kez daha içten ve daha alaycı gülüyorlardı. Hatta bir ara nergisin gözlerinden yaşlar geldiğini ve eğilerek göbeğini tuttuğunu gördüm. Gülün ise gülmekten saçı başı iki yana dağılmıştı.

Oysa ben, yine bana ayrılmış tutsak özgürlükle baş başaydım. Dudaklarımı büzüştürüp oturdum bir köşeye ve çaresizce onların kahkahasını, hayatın dalgasını izlemeye bıraktım kendimi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s